Önceki Sayfa

ggCENGİZ ERTAM (İSKENDER DOĞAN)

Murat’ın babası. 55-60 yaşlarında. Vasıfsız bir adam. Gençliğinde oldukça yakışıklı ve çekici bir erkektir. Arzu’ların yalısının boya işlerine bakan bir abisi bu işe Cengiz’i de götürür. Cengiz ve Arzu birbirlerini görür görmez aşık olur. Tabii ki Vezir Baba asla kabul etmez bu durumu. Ama Arzu kararlıdır. Cengiz’le kaçar. Film gibi başlayan aşkları yazık ki gerçeklerle devam eder. Cengiz başlarda ekmeğini taştan çıkaran sadık bir aşıktır. Murat’ın doğumu onların aşkını daha da güçlendirir. Yıllar geçer. Yaşadığı hayat Arzu’yu bazen zorlamaktadır. Cengiz buna katlanamaz. Orta halli karınlarının doyduğu bir hayat yaşarlarken Cengiz değişmeye başlar. Ezikliğini içki ve kadınla kapatmaya çalışmaktadır. Bir süre sonra eve gelmemeye başlar. Bu sırada Vezir baba gelip karısını ve oğlunu ondan ayıracaktır. Cengiz çok mücadele etse de Vezir gibi bir adama gücü yetmez. Yıllardır karısı ve oğlu ile aynı çatıda olamamanın hasretini duymaktadır. Vezir Baba ile savaşı bitmemiştir.

BİYOGRAFİ

15/12/1953 yılında Manisa da dünyaya geldim. İlk okul ,Orta okul ve liseyi Manisa da okudum.Manisa da küçük yaşlarda müziğe başlamamın getirdiği avantajla bir orkestra kurup,ilk sosyal hareketlerin gelişmesinde
il ve ilçelerde yararlı olmaya başladım.Türkiye genelinde liseler arası ses ve beste yarışmasında Manisa lisesine en iyi ses birinciliğini kazandırdım.
Müzikle uğraşmanın suç gibi görüldüğü yerlerde gençlik çayları düzenleyip
gençlerin ruhsal açıdan yücelmelerine katkıda bulundum.Sinemalarda film
başlamadan önce,parklarda belli saatlerde ve düğünlerde,nişanlarda,balo – larda orkestramla müzik yaptım.

1972 yılında İstanbula,Türk sinemasının gerçek prensesi sevgili büyüğüm Selda Alkor ablamın yanına gelerek,ondan aldığım destekle müzik yaşamıma devam ettim.Saygı deyer eşi Cihat abimin önder kişiliği, baba gibi davranışlarıyla ıstanbulun acımasız yönlerine kapılmadan bana istanbul yaşamını öğretti.Çocukluktan 1973 çe kadar en büyük ödülümse müzik yaşamımın kaderini belirleyen annemin sanat sever yapısıydı.     Annemin sesi çok güzeldi.

Bugünki açık hava tiyatrosunda yapılan 1972 altın ses yarışmasında birinci oldum.Aynı yıllarda Günaydın gazetesinin tertiplediği ‘altın mikrofon’ beste yarışmasında finalist olmayı başardım.İki bin bestenin içinden sıyrılıp finale kalmıştım.Bu yarışmanın Birincisi Edip Akbayram olmuştu.
Annem pop müziğinin dev isimlerinden ‘Fisun Önal’la beni tanıştırdı.   Sevgili Fisun beni dinleyince çok etkilenip hemen ‘Şat yapım’a götürdü.      Şanar Yurdatapan ve Atilla Özdemiroğlu’nun kurduğu bu şirket profosyonalliğimin ilk adımı oldu.İlk defa O zamanla siyah beyaz yayın yapan TRT nin naklen yayınladığı ilk sivil canlı yarışması olan 1973 ‘Altın toplu iğne beste yarışması’nda ’Menekşenin moru’ adlı bestemi seslendirip finalist olmuştum.Rahmetli ‘Esmeray’ımız ‘Unutama beni’isimli şarkısıyla bu yarışmada birinci olmuştu.İstanbul radyosu her sabah açıldığında halk türküleri tarzında olan ‘Menekşenin moru’ adlı bestemi dinletirdi halkımı -                   za.
Aynı yıllarda ikinci 45 liğim Sevgili ‘Fisun Önal’la birlikte okuduğumuz ‘Kime Kime’ adlı şarkıydı.O yıllarda Yedi tepeden konserleri başlamıştı.LCC mankenleri,rahmetlik büyük sanatçı ‘Barış Manço’Askerliğim bitince isimli meşhur şarkısıyla ‘Kenan’ve daha on sekiz yaşında İskender Doğan.Bu konserlerde Tome Jones tan şarkılar okuyordum.Orijinal tonlarından hemde.Barış abi birgün beni yanına çağırıp.Sen bir gün bu güzel sesinle kendi bestelerini okumalısın.Deyince, Kenan’da aynı tarzda konuşunca derhal beste çalışmalarıma hız verdim.
Ve ilk bestem ‘Bir yudum su’Menekşenin moru adlı bestelerim Bir Numara plak şirketiyle on parmağında yirmi marifetli Büyük sanatçı,Büyük spiker,Büyük besteci ‘Ali Kocatepe’ patronum olmuştu.Çünki Bir numara plak şirketinin sahibi ‘Ali Kocatepeydi’.
 1975 ilk eurovision beste yarış masında ‘Günahsızlar’ adlı bestemi seslendirip yine finalist oldum.Bu yarışmalardaın hepsinde hep kendi bestelerimle kimsenin yardımı olmadan katılıyor ve başarıyordum.Canım kardeşim Türkiyemizin ilk gururu buğulu sesiyle ‘Semiha Yankı’ Seninle bir dakika adlı besteyi seslendirip birinci olmuştu.O yıllarda Bu günün şakacı olarak tanınan ama tanıdığım zaman tumba çalan Çetin’im Beni hayalimin dev ismi ‘Erol Büyükburç’la tanıştırdı.Üç gün yemeden içmeden kesilmiştim.O benim ilahımdı.Ona benzemeye çalıştığım abimdi.Bunlar bana güç veren çok önemli anılardır benim için.

1975 lerin sonlarına doğru ‘Kan ve Gül’ adlı bestemi seslendirerek arzu ettiğim yere gelmiştim.Kan ve gül’ün sözlerini Anamur festivali dönüşü
Uçakta yazdım İstanbul’da bestesini yapıp dört bestem içinde en sevdiğimin ‘Kan ve Gül’olduğunu söyleyip o eşsiz müzisyen ‘Atilla Özdemiroğlu’nun yaratıcı gücüne teslim ettim bestelerimi.Sonuç mükemmeldi.Köy yaşamından İstanbula kadar uzanan serüven nihayet meyvasını vermişti.Artık sokaklarda,caddelerde halkımız beni kucaklıyor,büyüklerim sen bizim evladımızsın,çocuklarımıza örnek bir kişiliği yansıtıyorsun dediklerinde televizyondaki korkuyla parlayan gözlerimden kişiliğimi bile çözmüşlerdi.Sevgiyle bağırlarına basmışlardı.Hayatım boyunca o intibaya zarar vermeden yaşadım.
         1975 te Benim canım.Halkımıza yolgösteren kişiliğiyle,Türkün güçlü sesi ve ulusumuzun sosyal yapısının içeriğini beste olarak halkımıza yansıtan,çağdaşlığı öneren‘Cem Karaca ve Dadaşlar’la ilk ‘Anadolu’ turnemi yaptım.Cem abiden çok şey öğrendim.Bilgi,ilim taşan kişiliğinden erdemli olmanın yollarını yudum yudum içtim.
1976 evlendim. 1977 de Ankara Gazi eğitim fakültesinin müzik bölümünü kazandım.Fakülteyide 1979 yazında bitirip mezun oldum.

1979 da oğlum Derşan dünyaya geldi.1982 yılında eşimden anlaşamadığımız için ayrıldım.On dört yaşımdayken bir rüya görmüştüm.Bomboş bir otobüs içinde şoförü bile yok orta yerlerde fotür şapkalı bir çocukla yan yana oturuyoruz.Ve bir ses bana o senin oğlun diyordu.Yıllar sonra anladımki bu rüya kaderimmiş.Eşimden başandığım zaman oğlum üç yaşındaydı.O günden bu güne kadar bir birimizden hiç ayrılmadık.Allahın izniyle hiç ayrılmayacağız.Oğlum insanımıza armağanım olsun.Asaleti,insanlığı,insan sevgisi ve müzisyenliğiyle ki konservatuarı bitirdi,yıllarca sanatın semalarında var olacak eşsiz bir sanatçı olma yolundadır.Adı ‘Derşan Doğan’Aslan oğlum...
         1978 de Kan ve Gül adlı ilk şiir kitabımı halkımızın beyenisine sundum.
         1977 de ilk LP imi yaptım.Patronum yine sevgili dostum Ali Kocatepeydi.
         Köylerden göç yanında arabesk sevgisinide getirmişti.Ben bu müziğe ayak uyduramayıp ticarete atıldım.Bir kuru temizleme fabrikası kurdum.Şubeler açtım namus lekesi hariç bütün lekeleri çıkarınca ünüm yurdumuzun uzak yerlerine kadar yayıldı.Erzurundan temizletmek için güderi bile geldiğini hatırlarım.
Yine o yıllarda ‘Ferhan Şensoy’un yazdığı ‘Bizim sınıf’ isimli oyunu müzikale çevirip ‘Tuncay Özinel’tiyatrosunda baş rolde kapalı gişe,bir sezon oynadık.Eleştirmenlerden çok olumlu eleştiriler aldığım,baş rolünü üslendiğim bu oyunda canım ablam,dünya ölçülerinde tiyatro ilkelerine sahip Altan Karındaş,Tuncay Özekit,Duygu Ankara ve tabiki Tuncay Özinel ile paylaşmıştık başrıyı.Ve oyunu sahneye koyan Hadi Çaman ustayla sanatsal kariyerime ekledikleri tiyatro başarısı için onlara minnet borçluyum.
1979 ‘Söyleyemem’adlı 45 liğim sevildi.ama müziğe tekrar ısınamıyordum.Herşey büyük bir hızla değişiyordu.Ben o müziğin içinde
O ortamda nefes alamıyordum.Tarzım değildi.
         2000 li yıllarda Canım kardeşim Hurşid Yenigün’İMA şirketiyle ilgili bir proje getirdi.O şirketin yıllarca aranjörlüğünü yapmıştı.Bu hepinizin bildiği ‘Eski Dostlar’ projesiydi.İskender Doğan,Semiha Yankı,Banu Kırba,
Kartal Kağan,Ercan Turgut,Melike Demirağa,Atilla Atasoy,Esmerayımız Nur Yoldaş,Hurşid Yenigün,Güzin Sokullu,Bahaboduroğlu...
         Atilla Atasoy ve Melike Demirağ bir süre sonra gurubumuzdan ayrıldı.Geri kalanlarla üç koca yıl kopmadan büyük bir başarı kazandık.Bu dev gurubu daha fazla taşıyamadık.Ekonomik ve bir yere gidileceğinde tek tek okeylerini alıken kaçan işler yüzünden ve piyasanın yine kırize girmesiyle zorlanmaya başlamıştı.ESMERAY’ımızda ölümün ellerinde ayrılık oluverdi.Vefatından neredeyse bir yıl evvel kanser olduğunu öğrenmiştik.Kendimizi tuvaletlere kapatıp gizli gizli ağladığımız, 
üzüldüğümüzü ona belli etmeyen davranışlarımız ve büyük çabalarımız
onun gidişini engelleyemedi.Sen Afrikanın güzel yurdumda açan en güzel çiçeğisin Esmerayım.Mekanın cennet olsun.
Onun boşluğunu dolduracak,bizleri bağrına basacak yıldızı Baha abi teklif olarak getirdi.Ve ‘Çiğdem Tunç’...müzikaller kraliçesi,anlatılması imkansız duyguların bile ortaya çıkışını,iletişimini bir virtiyoz olarak sunan eşşiz kişiliğiyle yakinen tanıma fırsatı bulduğumuz Çiğdem’imiz aramıza katıldı.Ve dediki,Esmerayın yeri dolmaz doldurulamaz.Biz dokuz
kişiyiz ama aslında on kişiyiz onun yıldızı hala bizimle beraber.Her gittiğimiz yerde yanımızda varlığını hissettirecek dedi ve öylede oldu .
         Şimdi yeni gurubumuzun adı Profesyoneller.Hurşid Yenigün,Semiha Yankı,İskender Doğan,Çiğdem Tunç  ve gönlümüzde sevgili Esmeray                                                                   



Önceki Sayfa